Psikoloji ve Fenomenoloji Yaz Kampı

01/09/2025 - 07/09/2025

Tarih:

1-7 Eylül 2025. (Köy'e geliş 31 Ağustos, Köy'den ayrılış 7 Eylül 2025'tir.)

Amaç:

Bu çalıştayın amacı psikoloji bilim ve pratiği ile birçok fenomenolojik yaklaşımın arasındaki ilişkiye farklı yönlerden bakılmasını sağlamaktır. Aşağıda sunulu detaylı ders içeriklerinde görülebileceği üzere bilinç, deneyim, özne, varoluş, beden, yaşama dünyaları, psikopatoloji gibi temel meseleler tarihsel bağlam ve disiplinler arasındaki bağlantılar ihmal edilmeden tartışılacak ve kesiştirilecektir.

Hedef Kitle:

Başta üniversite öğrencileri olmak üzere, psikoloji ve felsefe konusunda temel düzeyde bilgisi ve ilgisi olan tüm yetişkinler.

Ücret:

Kampın ücreti, dört öğün yemek, konaklama, dersler ve her türlü temel ihtiyaçlar dahil çadırlar için 10950 TL, koğuşlar için 12450TL'dir.

Kontenjan:

40 kişi.

İletişim Kişisi:

Çiğdem Şahin - cigdemsahin@nesinkoyleri.org

Başvuru:

Başvurunuz ulaştığında, başvurunuzu aldığımıza dair bir onay mesajı göndereceğiz. Eğer üç dört gün içinde mesaj almamışsanız lütfen bir daha yazın, başvurunuz muhtemelen elimize geçmemiştir.

Başvuru formu

Kayıt Uyarı:

Başvuru sonucunuz başvurduğunuz tarihten itibaren 1 ay içerisinde e-posta yoluyla iletilecektir. Ödeme ve kayıtla ilgili tüm işlemler başvurunuz kabul edildikten sonra yapılacaktır.

Program:

Eğitmenler:
Alper Açık
Diler Tarhan
Esra Mungan
Aysun Aydın
Maya Mandalinci

1 Eylül
09.30-11.00    Tanışma
11.30-13.00    Panel: Neden Psikoloji ve Fenomenoloji? (Tüm eğitmenler)
16.00-18.00    Erken Dönem Psikoloji Bilimi ve Fenomenoloji (Alper Açık)
Akşam             Serbest zaman / Sosyalleşme

2 Eylül
09.30-11.00    Fenomenoloji: Şeylere Geri Dönüş ve Önvarsayımsızlık (Diler Tarhan)
11.30-13.00    Geştalt Kuramı I (Esra Mungan)
16.00-18.00    Yaşayan Deneyim: Çevre, Kültür, Etkileşim (Aysun Aydın)
Akşam             Serbest zaman / Sosyalleşme

3 Eylül
09.30-11.00    Tümelden Tekile Düşüş: Kierkegaard, Heidegger ve Sartre’ın İnsanları (Maya Mandalinci)
11.30-13.00    Geştalt Kuramı II (Esra Mungan)
16.00-18.00    Apriori Bilinç Bilimi Olarak Husserl Fenomenolojisi ve Kesişimsellikler (Diler Tarhan)
20.00-21.30    Dans Performansı (Merve)

4 Eylül
09.30-11.00    Merleau-Ponty Fenomenolojisi (Aysun Aydın)
11.30-13.00    Laboratuvar Dünyaları ve Yaşam Dünyaları (Alper Açık)
Boş zaman

5 Eylül (Cuma)
09.30-11.00    Geştalt Kuramı, Fenomenoloji ve Deneysel Fenomenoloji (Esra Mungan)
11.30-13.00    Kaygılıyım, Öyleyse Varım (Maya Mandalinci)
16.00-18.00    Sınır Fenomenlerin Kıyısında: Fenomenoloji, Psikoloji ve Psikopatoloji (Diler Tarhan)
Akşam             Film Gösterimi

6 Eylül
09.30-11.00    Deneyimsel Fenomenoloji ve Psikoterapi (Aysun Aydın)
11.30-13.00    Çevre, Algı ve Yaşam (Alper Açık)
16.00-18.00    Varoluşçu Psikoterapi, İçinden Çıkılamayan Haller ve Ölüme Doğru Varlık (Maya Mandalinci)
Akşam             Serbest zaman / Sosyalleşme

7 Eylül
10.00-12.00    Kapanış Paneli ve Değerlendirme

Erken Dönem Psikoloji Bilimi ve Fenomenoloji (Alper Açık)

On dokuzuncu yüzyıl sonları ile yirminci yüzyıl başlarında çağdaş olarak karşımıza çıkan bilimsel psikoloji ve fenomenoloji hareketi yürütülen tartışma ve çalışmalar açısından nasıl bir ilişki içerisindedir? Kartezyen zihin, psikolojizm, bilince doğalcı yaklaşım, atomizm-bütüncülük, anlam ve değer gibi konuların Wundt’tan Husserl’e, yapısalcılardan Geştaltçilere izi sürüldüğünde öne çıkan düşünceler nelerdir ve bunların günümüzdeki tartışmalar açısından önemleri ne olabilir? Amerikan Pragmatistlerini bu düşünceler ağında nerede konumlandırmak gerekir?

Fenomenoloji: Şeylere Geri Dönüş ve Önvarsayımsızlık (Diler Tarhan)

Bilincin empirik düzeyden transendental zemine geçişini, yaşama dünyasına karşı alınan fenomenolojik bir tavır üzerinden izah eden Husserl’in fenomenolojik yöntemi, önvarsayımsızlık ilkesinden hareketle bilincin yaşama dünyası içindeki kurucu rolünü tartışmaktadır. Bu minvalde bilincin saf transendental bir deneyime erişim imkânını tartışarak başlayacağımız derste, sondan başa doğru giderek, tam da fenomenolojik indirgemeler sonrasında varılan reflektif bilişsel yaşantıların intensiyonel özüyle karşılaşmak istercesine fenomenolojik yöntemi kullanacak; psikolojik bilinçten hareketle, fakat onu aşıp saf dışı bırakarak transendental bir bilinç zeminine taşıyan saf deneyimin ‘genesis’ini konuşacağız. Şeylerin olduğu gibi olmasını sağlayan eidetik zeminin intensiyonaliteyle ilişkisini, görünüşe gelişiyle ve varlığa gelişinin eş zamanlı biçimde gerçekleştiği fenomenlerin dolayımsız deneyimi üzerinden kuracağız. Fenomenolojik önvarsayımsızlık ilkesini yaşama dünyasına uygulayarak görüsel, kategorik ve dolayısıyla da apaçık deneyimin imkânını, şeylerin kendilerine geri dönerek açıklayacağız.

Geştalt Kuramı I ve II (Esra Mungan)

Bu derslerde Amerikan eksenli ana akım psikolojide oldukça eksik ve hatta yanlış aktarılan bir kuramın, Geştalt kuramının, temel derdinin ne olduğu, ne gibi sorular sorduğu ve onları ne şekilde ele aldığını inceleyeceğiz.  Sanılanın aksine Geştaltçılar salt algı alanında bilgi üretmedi, bellek dinamiklerini, düşünme ve düşünmeye bağlı olarak yaratıcılığı da bu kendine has bakış biçimi içinde anlamaya çalıştı. Yaklaşık 25 yılını bellek, son 12 yılını da müzik algısı (ve genel müzik bilişi) alanındaki ana akım çalışmaların içinde geçmiş biri olarak ilk defa bu kuramın bakışı sayesinde kendi öznel biliş deneyimlerimi anlamaya başladığımı farkettim.  Bunu onca yıllık ana akım bilgisiyle deneyimleyememişken daha ancak şimdi, henüz çok yeni tanıştığım Geştalt kuramıyla yaşıyor olmanın da hem şaşkınlığını hem de psikolojinin içinde onca yıl bir cins “oyalandırılmış olmanın” içerlemesini yaşadım.  Bu farklı deneyim bana ana akımın ‘beyin eşittir bir işlem makinesi’ bakışının ne kadar noksan olduğuna dair ayrıca bir ipucu sundu.  Geştalt kuramın hem nörobilimdeki son gelişmelerle hem de iyi edebiyat okurken aldığımız o insana dair zengin kavrayışının sunduğu ‘lezzetiyle’  ilişkilenme potansiyeli de sanırım bana çalışmaya değer, gizli bir hazineyle buluştuğumu hissettirdi.  Bu kampa katılma isteğimin altında, bir yandan beni heyecanlandıran bu konuları sizlere anlatmak da var, diğer yandan da psikolojide yeni arayışların içinde olduğunu bildiğim Alper Açık’ın anlatacaklarından ve fenomenoloji ve akraba alanlarda çalışan Diler Ezgi Tarhan, Aysun Aydın ve Maya Mandalinci’nin anlatacaklarından da beslenmek var.  Kimbilir, belki hep birlikte buradan ilginç bir şeyler harmanlanıp filizlenir. 🌱

Yaşayan Deneyim: Çevre, Kültür, Etkileşim (Aysun Aydın)

Deneyim nedir? Deneyim özneye ait bir bilinç durumu mudur yoksa bir süreç midir? Deneyim düşünceye ya da kavrama mı aittir yoksa kavramdan bağımsız eylem midir? Deneyime dair bu sorular, hem Amerikan Pragmatist geleneğin temsilcileri olan William James ve John Dewey, hem de Fenomenolojik geleneğin temsilcilerinden biri olan Maurice Merleau-Ponty tarafından yanıtı aranan ve yanıt olarak da deneyimin yaşamsallığında ya da yaşayan deneyim kavramında uzlaşılan sorulardır. Bu düşünürler için, yaşayan deneyim kavramı, hem biyolojik bir varlık olarak organizmanın doğa içindeki bulunuşunu hem de sosyal ve kültürel bir varlık olan öznenin dünya içinde bulunuşunu anlamak bakımından anahtar kavramlardan biridir. Dünya içindeki bu bulunuş sürekli, kesintisiz, dolayımsız ve etkileşimsel bir deneyim alanında var olmaktır. Öznenin dünya ile ilişkisini, yaşayan deneyim kavramı çerçevesinde açıklamak, geleneksel yaklaşımlarla kıyaslandığında öznenin biyolojik, psikolojik, kültürel ve sosyal varlığına dair indirgenemez ve sabitlenemez bir ilişki, farklı bir ontolojik zemin, yeni ve tartışılmaya değer bir bakış açısı sunmaktadır. Bu düşünürler eşliğinde yaşayan deneyim üzerine düşünmek, özneyi daha belirlenemez bir bağlamda ve başka bir gözle görmek bakımından önemlidir.

Tümelden Tekile Düşüş: Kierkegaard, Heidegger ve Sartre’ın İnsanları (Maya Mandalinci)

Düşünce tarihi boyunca “İnsan nedir?” sorusu ağırlıklı olarak akıl, rasyonellik, dil kullanımı, ahlaki ve politik oluş üzerinden cevaplanmıştır. Bu üst yetileri bir çatı altına topladığımız vakit insanın ruh/zihin ve düşünme (cogito) temelli bir tanımına varırız. Bu, elbette ki bedenin insana ait oluşunu yadsınmaz ama bedeni, insan için özsel olmayan; onun gerçeği olmayan bir konuma yerleştirir. Gelgelelim, Aydınlanma düşüncesi ile zirveye oturan bu akıl odaklı insan anlayışı, 19. yy. sonrası düşünürleri tarafından yaşamın ve deneyimin içinde sınanmaya mecbur bırakılır. Böylece, bu noktaya dek türün kendisini hedef alan “insan nedir?” sorusu yeni bir bireyselliğe, Varoluşçu bir tona bürünür: Gündelik hayattaki kanlı canlı; yani çeşitli hallere girip çıkan, seçimler yapan, tavır alan, kendiyle çelişen ve her daim kırılganlığı ile sınanan insan nedir? İlk dersimizde Kierkegaard, Heidegger ve Sartre gibi Varoluşçu düşünürlerin yardımıyla bu sorunun peşinden gideceğiz.

Apriori Bilinç Bilimi Olarak Husserl Fenomenolojisi ve Kesişimsellikler (Diler Tarhan)

Bu derste transendental fenomenolojinin psikolojik fenomenolojiden ayrıldığı nokta eleştirel bir tutumla irdelenecek ve Husserl’in fenomenoloji projesiyle başarmaya çalıştığı dolayımsızlık tecrübesinin, psikolojik deneyimden farkına değinilecektir. Husserl’in anladığı anlamda ‘empirik’ olanla empiristlerin anladığı anlamdaki ‘empirist’ deneyimden farkı aydınlatılacak; apriori bir bilinç bilimi olarak fenomenolojinin psikolojiden farklı olarak bilinci ne bakımdan çok daha saf ve dolayımsız olarak analiz ettiği iddiasını tartışmaya açacağız. Statik fenomenolojiden genetik fenomenolojiye geçiş safhaları üzerinden transendental bilinç projesiyle Husserl’in elde etmeye çalıştığı meta-bilimin saf yaşantılar zeminini intensiyonalite ve zamansallık üzerinden irdeleyeceğiz. Eidetik yaşantıların intensiyonel bağlantıları üzerinden apaçıklığı dolayımsız bir biçimde yakalayan transendental fenomenolojinin psikiyatriden, nörobilimden ve doğalcı psikolojiden ayrıldığı noktalar üzerinde duracak ve fenomenolojinin doğalcı psikolojiye dair ileri sürdüğü eleştiriler konusunda ne denli tutarlı olup olmadığını noetik ve noematik yaşantılar analizi üzerinden değerlendireceğiz.

Merleau-Ponty Fenomenolojisi (Aysun Aydın)

Öznenin dünya içindeki bulunuşu nasıl açıklanabilir? Eğer bu bulunuş, öznenin kendisi dışındaki dünya ile kurduğu bir ilişki ise nasıl bir ilişkidir? Özne tam olarak dünyanın neresindedir ya da dünya öznede nasıl bulunur? Fransız düşünür Maurice Merleau-Ponty fenomenolojik yaklaşımı ile bu soruların yanıtını algı ve bu algının ait olduğu bedenlenmiş özne kavramlarında bulur. Özne dünya içinde algılayan bedenli bir varlık olarak bulunur ve başta düşünme ve bilme olmak üzere öznenin tüm zihinsel süreçleri bedenli bir varlık olarak dünya ile karşılaşmasına bağlıdır. Bu bağlamda, düşünürün bu karşılaşmayı sunduğu beden fenomenolojisini ve bu yaklaşımın yönelimsellik, alışkanlık, algı ve beden şeklindeki kavramsal zeminini anlamak, Merleau-Ponty felsefesini ve fenomenolojik yaklaşımı anlamak açısından önemlidir. Bu yaklaşım bize, öznenin düşünme ya da bilme nesnesi olan bir dünya yerine, öznenin içinde ve kendisi aracılığı ile yaşadığı bir dünya sunar ve böyle bir dünya baştaki sorulara yanıt olmak bakımından değerli bir yerdir.

Laboratuvar Dünyaları ve Yaşam Dünyaları (Alper Açık)

İlk psikofizik deneylerinden itibaren algı başta olmak üzere zihne atfedilen bilişsel yetilere dair gerçekleştirilen deneysel psikoloji çalışmaları laboratuvarlarda oldukça özel koşullar sağlanarak gerçekleştirilegelmiştir. Psikoloji tarihi boyunca bu yaklaşımın gündelik veya gerçek hayatta zihnin ne yaptığını anlama konusunda sınırlı kalacağına dair tartışmalar, ekolojik geçerlilik ile ilintili ama bununla sınırlı olmayan bağlamlarda karşımıza çıkar. Erwin Straus nesnel psikoloji olarak yaftaladığı anaakım psikoloji yaklaşımlarının özellikle algı kavramsallaştırılmasında yaşayan bir organizmadan eser bulunmadığını belirtirken psikofizik laboratuvar dünyalarını fenomenolojik yaşam dünyası fikirleri ile karşılaştırmak için de bir davet sunmuş olur.

Geştalt Kuramı, Fenomenoloji ve Deneysel Fenomenoloji (Esra Mungan)

Geştalt kuramıyla birlikte kendimi bir yandan da psikolojinin içinde daha zengin, anlamların, deneyimlerin daha derinlerine inen ama bir yandan genel ve kimi zaman nicel bakışı da hepten tasfiye etmeyen bir yöntem, bir yöntembilim var mı veya kurulabilir minin arayışı içinde buldum.  Bu birbirini tamamlayıcı yöntemi aslında geçmişte Sovyet coğrafyasında hem Vygotsky’de hem Luria’da gördüğümüzü farkettim.  Bu ders bu yeni arayışa dair umuyorum ki 1 Eylül’e kadar bulacağım kimi ipuçlarını sunmayı hedeflediğim bir ders olacak.  Tam da bu nedenle bu dersin açılımını şimdilik biraz açık uçlu bırakıyorum.

Kaygılıyım, Öyleyse Varım (Maya Mandalinci)

Bu derste Heidegger düşüncesinin merkezi kavramlarından olan “ihtimam gösterme” ve “kaygı”ya odaklanacak ve bunları Sartre’ın “kötü inanç” ve “bulantı” kavramları ile karşılıklı ele alacağız. Bu kavramlar, basit birer duygu olmanın ötesine geçerek insanın dünyayla nasıl ilişkilendiğine yönelik önemli ipuçları barındırırlar. Burada geniş bir yelpaze söz konusudur: Özgür seçimden sorumluluğa; sonluluktan varoluşun absürtlüğüne ve oradan da insanın kendi varlığına yönelik tasarı ve özenine dek birçok tartışma bu kavramların altında yürütülür. Tüm bu tartışmaların bağlandığı temel mesele ise insanın sahih (otantik) veya gayri-sahih yaşama olanağıdır.

Sınır Fenomenlerin Kıyısında: Fenomenoloji, Psikoloji ve Psikopatoloji (Diler Tarhan)

Fenomenolojinin psikolojizm ve doğalcılık eleştirileri doğrultusunda deneysel psikoloji ile arasına koyduğu mesafenin kendi içinde birtakım kesişimsellikler barındırdığı yönündeki görüşler, Husserl ve Freud çalışmalarının yanı sıra fenomenolojinin varoluşçu psikoterapi, nörobilim, psikopatoloji ve bilişsel sinirbilim gibi alanlarla birlikte çalışılmasına zemin hazırlamış; pek çok eleştirel interdisipliner çalışma, fenomenolojiyi bu yapıcı zıtlıklar üzerinden (tersinden) okumanın imkânını özümsemiştir. Biz de psikoloji ile fenomenoloji arasındaki bu kesişimsel zıtlıkların sınırını (tam da Husserl’in geç döneminde yaptığı sınır fenomenolojisine yaklaşacak şekilde) çizecek ve sınırlarını çizerek görünür kıldığımız farkı; fark fenomenolojisi üzerinden genetik deneyim analizine taşıyacağız. Genetik fenomenolojinin psikopatoloji için besleyici olan yanlarını Husserl ve Merleau-Ponty’deki algı deneyimi üzerinden ele alacağız.

Deneyimsel Fenomenoloji ve Psikoterapi (Aysun Aydın)

Deneyimsel fenomenoloji, en temelde öznenin bedensel deneyimine ya da deneyimlemesine odaklanarak, deneyimden doğan bir beden-dünya etkileşimi sunar. Bu etkileşim bir taraftan öznenin düşünüm öncesi bedensel varlığına odaklanırken, diğer yandan öznenin kültür dünyasını bu düşünüm öncesi süreçler zemininde tanımlar. Amerikalı düşünür Eugene Gendlin, bu tanımlamayı bedensel-hissedilen deneyimleme ve hissedilen anlam kavramlarına dayanarak kurarken, öznenin tüm kültürel ve entelektüel üretimlerinin ve anlam dünyasının bu bedensel hislerde örtük olduğunu iddia eder. Bunun ötesinde düşünür, dile ait mantıksal formların, kültürel sembol, şablon ve şemaların daima bedensel-hissedilen deneyimlemede örtük olduğunu iddia eder. Öte yandan bu bakış açısı,  bedensel hissedilen deneyime yönelik bu felsefi soruşturmanın psikoterapi alanında da öznenin yaşam süreçlerinin ve anlam dünyasının anlaşılması açısından doğru yöntem olduğunu iddia eder. Bu yöntem öznenin bedensel deneyimsel süreçlerine odaklanılması olarak tanımlanır ve Deneyimsel Odaklanma Yöntemi olarak adlandırır. Bu bağlamda, fenomenolojinin psikoloji ve psikoterapi alanlarındaki kabulü ve bir yöntem olarak psikoterapi alanında uygulanması değerlendirilmeye değer konulardır.

Çevre, Algı ve Yaşam (Alper Açık)

Zihne dair bilgisayım metaforu ile yakından ilişkili olarak nöral ve zihinsel temsil ifadelerinin son derece yaygın ve pek sorgulanmadan kullanıldığı hakim bilişsel bilim paradigmasının algıya yaklaşımı da temsilcidir. Amerikan Pragmatizminden Varela ve arkadaşlarının bedenlenmiş zihin tezine, algı özelinde ise Gibson’ın ekolojik teorisinden güncel duyumotorsal yaklaşımlara temsilciliğin alternatifinin beden ve hüner sahibi bir hayvanın yönelimsel yaşam pratiğini dikkate alarak bulunduğu görülür. İnsanlar başta olmak üzere organizmaların çevrelerinde neler yaptıkları sorusunu farklı şekillerde, samimi ve belli önyargılardan kaçınarak soran bu ve ilgili yaklaşımların Straus, Merleau-Ponty ve Heidegger gibi kaynaklarda bulunan fikirlerle kurulmuş ya da kurulmayı bekleyen bağlantıları mevcuttur. Özellikle Tim Ingold’un altını çizdiği üzere çevre, algı ve yaşama dair bu yönde temel bir bakış açısı değişikliği, biyoloji, antropoloji, psikoloji ve fenomenoloji kategorilerini sorgulamamızı ve aşmamızı dahi sağlayabilir.

Varoluşçu Psikoterapi, İçinden Çıkılamayan Haller ve Ölüme Doğru Varlık (Maya Mandalinci)

Son dersimizde varoluşçuluğun temalarını Varoluşçu Psikoterapinin gözünden tekrardan ele alacağız. Yalom’un insanın temel açmazları olarak öne sürdüğü dörtlü: özgürlük, izolasyon, anlamsızlık ve ölüm; kaynağını tümüyle felsefi tartışmalardan alır. Biz de buradaki tartışmaları Yalom’un ele aldığı temel vaka incelemelerinin ışığında somutlaştırmayı deneyeceğiz. Bu bize, felsefi bir yaklaşımın psikoloji alanındaki uygulamasını görmek ve kamp boyunca pratik ettiğimiz disiplinler arası diyaloğun kazanımlarına ve güçlüklerine daha yakından bakmak adına da bir fırsat olacak.