2025 Bilim Tarihi Felsefesi Yaz Kampı Okuma Listesi ve Ayrıntılı Ders İçerikleri

25-31 Ağustos 2025

Giriş:

Bu derste bilim ve bilim felsefesindeki gelişmeler tarihsel bir perspektife oturtularak gelişmelerin birbirleri ile bağlantıları kurulmaya çalışılacaktır.

– Fizikteki gelişmeler ve felsefe : Newton sonrası ve özellikle 20 yüzyıl fiziğindeki gelişmeler özetlenip bunların felsefe alanını nasıl etkiledikleri anlatılacaktır.

– Doğa ve insan bilimleri gerilimi : Aydınlanma sonrasında, romantizm, pozitivizm ve hermenötik alanlarının nasıl doğa ve insan bilimleri ayrımına yol açtığı konusu üzerinde durulacaktır.

– Teknoloji ve felsefesi: Teknolojik gelişmelerin toplum ve düşünce dünyası üzerinde etkileri tarihsel bir perspektifle anlatılacak, teknolojik gelişmenin ilerlemeye ve özgürleşmeye yol açıp açmadığı, iktidarların teknolojiyi kontrolu, çeşitli düşünce akımlarının konuya bakışları konuları üzerinde durulacaktır.

Okuma Önerileri
– Godfrey-Smith, Peter (2023), Kuram ve Gerçeklik, çev. Beycan Mura, Babil Yayınları
– John Gribbin, Schrödinger’in Kedisinin Peşinde Kuantum Fiziği ve Gerçeklik METİS YAYINLARI 2016
– Daron Acemoğlu, Simon Johnson. İktidar ve Teknoloji DOĞAN KİTAP 2023.
– Bir Bilim Tarihi Okuması

Antik Yunan felsefesi ve bilimi ile Orta Doğu’nun tek Tanrılı dinlerini paralel okumaya tâbi tutmak; Orta Doğu dinlerinin Yunan felsefesinin üzerini örtmesi ve teoloji yönünde dönüştürmesi; XVI. ve XVII. yüzyıl bilim devrimi; Kopernikus, Kepler, Galileo, Newton ve modern doğa biliminin ortaya çıkışı ve felsefi düşünmeye etkisi.

Matematik Felsefesi

Matematiğin felsefi temelleri; geometri, aritmetik ve sayının temelleri (Eukleides, Kant, Frege, Gödel); algoritmaların işleyiş mantığı; Gödel teoremleri, Church-Turing tezi; matematik ve doğa bilimi ortaklığı

Okuma Önerileri
– Koyré, A., (2000), Bilim Tarihi Yazıları, çev. Kurtuluş Dinçer, TÜBİTAK
– Frege, Gottlob (2020) Aritmetiğin Temelleri (Sayı Kavramı Üzerine Mantıksal – Matematiksel Bir İnceleme). Çev. Bülent Gözkân, YKY.
– Nagel E. Ve Newman J. Gödel Kanıtlaması. Çev. Bülent Gözkân, Alfa Bilim 2020.
– John Losee. Bilim Felsefesine Tarihsel Bir Giriş. Çev.Elif Böke, Dost Kitabevi Yyn. 2008.

Popper, Kuhn ve Lakatos Üzerine Dersler

Yirminci yüzyılın en önde gelen bilim felsefecilerinin Karl R. Popper ve Thomas S. Kuhn olduğunu söylemek abartı olmaz. Imre Lakatos ise Popper ve Kuhn’un görüşlerini sentezleyerek bir bilimsel yöntem teorisi sunmaya çalışmıştır ve bilim felsefecileri arasında, Lakatos’un bilim teorisinin Popper ve Kuhn’un bilim teorilerinden daha kabul edilebilir veya daha makul bir bilim teorisi olduğuna dair bir tür gayri resmî uzlaşı vardır. Derslerde üç kitaba odaklanacağız: Popper’ın Bilimsel Araştırmaların Mantığı, Kuhn’un Bilimsel Devrimlerin Yapısı ve Lakatos’un Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi. Popper’ın kitabı, mantıksal pozitivistlerin görüşlerine bir tepkiydi. Kuhn’un kitabı ise hem Popper’a hem de mantıksal pozitivistlere bir tepkiydi ve Lakatos’un kitabı da Kuhn ile Popper’a bir tepki olarak ortaya çıktı. Popper ile ilgili derste, Popper’ın sıklıkla yanlış anlaşılan görüşlerinin ince detaylarına odaklanacağız. Kuhn ile ilgili derste, rakip bilimsel teorilerin eşölçülemezliği, teori seçiminin rasyonalitesi ve Kuhn’un bilimin realist yorumuna yönelik eleştirileri üzerinde duracağız. Lakatos ile ilgili derste ise Lakatos’un bilim teorisinin, bilimin rasyonel bir etkinlik olduğunu gösterme bakımından Kuhn’un bilim teorisinden gerçekten de daha iyi bir teori olup olmadığı sorusuna odaklanacağız.

Okuma Önerileri
– Elgin, Mehmet (2015), “Bilim Felsefesi,” İçinde: Bilimin Gelişimi, Doğası ve Öğretimi, Nilgün Yenice (Ed.), Anı Yayıncılık, pp. 45-94.
– David Hume, İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma, IV. Bölüm, ss. 20-35.
– Immanuel Kant, Prolegomena, ss. 5-12 ve ss. 55-65.
– A. J. Ayer Dil Doğruluk ve Mantık, Birinci Bölüm: Metafiziğin Elenmesi,
ss. 11-23.
– K. R. Popper, Bilimsel Araştırmaların Mantığı, Bölüm I: Bilgi Mantığının
Temel Sorunları 3, 4, 5 ve 6. Kısımlar, ss. 56-68.
– K. R. Popper, Olağan Bilim ve Tehlikeleri. İçinde: Imre Lakatos ve Alan
Musgrave (Editörler), Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimi ile ilgili
Teorilerin Eleştirisi (BGBGTE), ss. 60-69
– T. S. Kuhn, Bilimsel Devrimlerin Yapısı, Bölüm III: Olağan Bilimin Doğası,
ss. 97-111.
– T. S. Kuhn, Keşfin Mantığı mı Yoksa Araştırmanın Psikolojisi? İçinde: Imre Lakatos ve Alan Musgrave, BGBGTE, ss. 1-29.
– Imre Lakatos, Yanlışlama ve Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi, İçinde: Imre Lakatos ve Alan Musgrave, BGBGTE, ss. 162-169.
– Imre Lakatos, Yanlışlama ve Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi, İçinde: Imre Lakatos ve Alan Musgrave, BGBGTE, EK, ss. 220-230.

Helenistik Dönem Bilimi

Helenistik Dönem Bilimi Yunanlıların salt spekülasyona dayalı ilk dönem bilimi ile Yeni Çağ Avrupa’sında ortaya çıkacak olan Modern Bilim arasında pek çok bakımdan bir geçiş dönemi karakteristiği gösterir. Astronomi, coğrafya, botanik, zooloji gibi alanlarda sistematik bir şekilde deneysel veri toplanmaya başlanan bu dönemde insanlığın düşünce tarihinde devrimsel bir yenilikle empirik bilimlerin temelleri atılmıştır. Eratosthenes ile ilk defa bu dönemde dünyanın çevresi neredeyse hatasız bir şekilde hesaplanmış, hatta Dünyanın evrenin merkezi değil, güneş etrafında dönen bir gezegen olduğunu öne süren heliosentrik teori, kendisinden sonra bin beş yüz yıl hakimiyetini sürdürecek olan Ptolemaios Astronomisine karşı rekabeti kazanamasa da, ilk defa Aristarkus ile birlikte bu dönemde ortaya atılmıştır. Euklides’in aksiyomatik geometrisi yalnız matematiğin değil, on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Hilbert ile başlayacak olan aksiyomatizasyon çabalarına kadar bütün matematiksel bilimlerin temeli olmuştur. Kendi çağında bu temel öncelikle Archimedes’in izlerini kaldıraç yasası gibi bugüne kadar okullarda öğretilen yasalarda gördüğümüz matematiksel fiziğinin temellerini atmasına olanak tanımıştır. Bütün bunlar ilk bakışta Avrupa’da ortaya çıkacak olan Yeni Çağ Biliminin sanıldığı kadar özgün bir başarı olmadığını, Modern Bilim Devriminin öneminin abartıldığını düşündürebilir. Bu dersin en başta gelen amacı bunun neden böyle olmadığını anlamaya çalışmaktır. Modern dönem bilimi Helenistik dönem bilimiyle bütün bu benzerliklerine rağmen ondan özsel olarak ayrılır. Modern Bilimde bu özsel olanı anlamanın bir yolu, bu nedenle, Helenistik Dönem Biliminde özsel olanı anlamaktan geçecektir. Dersin çerçevesinde bu amaç belirleyici olacak.

Yeni Çağ Biliminde Enerji Kavramı

Enerji kavramının Yeni Çağ Biliminde ortaya çıkışının tarihine ilişkin, bu kavramın bilim için bugün sahip olduğu merkezi önem dikkate alındığında, en şaşırtıcı saptama Modern Bilimin bugüne kadar en görkemli binası kabul edilen Newton mekaniğinin bu kavrama hiç ihtiyaç duymamış olmasıdır. Kuvvet kavramı Newton için tamamen yeterli olmuş, bundan tamamen bağımsız olan enerji kavramı ancak on dokuzuncu yüzyılda Lagrange mekaniğiyle bugün potansiyel ve kinetik enerji adını verdiğimiz nicelikler olarak mekaniğe dahil edilmiştir. Öte yandan Lagrange mekaniği Newton mekaniğiyle eşdeğer olduğundan enerji kavramı mekanik için hala onsuz olunamayacak bir kavram değildir. Bu durum aynı yüzyılda ortaya çıkacak olan termodinamik teorisiyle tamamen değişir. Enerji bu yeni teoriyle birlikte kütle gibi her etkileşimde korunan (yani etkileşim öncesi ve sonrasında toplam miktarı değişmeyen), ama kütle yanında, yani ondan bağımsız olarak fiziksel evrenin temel bileşenlerinden biri olmuştur. Newtoncu bilim ideali açısından bakıldığında bu tuhaf kavram bilim tarihinde günümüze kadar gelecek olan bir dizi probleme yol açmıştır. Bu problemlerden görece az önemsenen ve bugün için çözülmüş görülen bir tanesi modern bilimin monizm ilkesine aykırı bir şekilde bilimde yeni bir düalizm yaratmış olmasıdır. Bütün bilim tarihinin açık ara en popüler matematiksel formülü olan E=mc2 özdeşliği popülaritesini muhtemelen bu problemin çözümü olarak kabul edilmeye borçludur. Öte yandan bundan daha çok önemsenen bir başka problem bir daha onsuz olunamayacak şekilde bilimin bir parçası olan bu tuhaf kavramın bilime kendisinden çok daha tuhaf, sürpriz bir kavramı sokmasıydı. Entropi adı verilen bu kavram ile termodinamik teorisi enerji yanı sıra evrende bir başka temel nicelik olduğunu ortaya koyuyordu. Enerjiden farklı olarak korunmayan, yani kapalı sistemlerde etkileşim sonrası toplam miktarı aynı kalmayan, tersine artan bir nicelik olması onun bilimde bildiğimiz başka her şeyden farklı olmasının temelidir. Enerji kavramının Yeni Çağ Biliminde ortaya çıkışına burada kontürlerini çizmeye çalıştığım bu dramatik perspektiften bakmaya çalışacağız.

Üretici Yapay Zeka Ve Algoritmalar

2012 yılından beri günlük hayatımızın bir parçası olan, bugün kendisine Üretici Yapay Zeka (Generative AI) adı verilen bilgisayar teknolojisi kuşkusuz kendi kuşağımızın tanık olduğu en önemli bilimsel devrimdir. Nobel Ödüllerinin bilgisayar bilimi alanını kapsamamasına rağmen bu yıl bir istisna olarak bu alanın iki önemli ismine (fizikten ödünç alınan) Nobel ödülü verilmesi bunun bir yansıması olarak görülebilir. 1950’lerden itibaren yapay zeka adı altında sistemli bir çalışmanın konusu olan bu alan aslında hiç de yeni değildir. Ne var ki bu dönemde hedeflenen yapay zeka günümüz örneklerinin bütün şaşırtıcı başarılarına rağmen ondan kesin olarak ayrıdır. Bu farkı büyük dil modelleri (LLM) adı verilen teknolojilerde görmek kolaydır: ChatGPT gibi bir büyük dil modeli ortaya koyduğu içerikle bizi hayranlık uyandıracak şekilde şaşırtabilir ama aynı zamanda bu içerikte (halüsinasyon gibi daha teknik ayrıntıları bir yana bırakmak gerekirse) basit bir aritmetik hatası da yapabilir. Teknoloji geliştikçe bu hataların seyreldiği doğrudur, ama klasik yapay zeka ile karşılaştırıldığında fark yine de ortadan kalkmıyor. Klasik yapay zeka için aritmetik bir hata yapmanın önüne geçmeye çalışmak gerekmez, çünkü herhangi bir hesap makinesi eğer hata yapmıyorsa klasik paradigmada bir yapay zekanın da böyle bir hata yapması ihtimali yoktur demektir. Bu önemli fark bugün kendisine sembolik yapay zeka adı da verilen klasik yapay zeka ile üretici yapay zekanın dayandıkları algoritmaların çok temel bir biçimde birbirlerinden farklı olmasıdır. Bu derste algoritma kavramına kısa bir tarihsel bakış, işlevsel bir algoritma tanımından sonra değişik algoritmalar arasındaki farka odaklanacağız.

James Webb Uzay Teleskopu Sonrası Büyük Resmi Görmek

2021 yılında uzaya fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu (JWST) insanlığın bugüne kadar ürettiği en teferruatlı, en pahalı makinelerden biri olark CERN’de faaliyette olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısından (Large Hadron Collider) sonra ikinci sıraya konulabilir. Yapım aşaması yirmi yılı geçen bu teleskoptan faaliyete girmeden önce beklenen en önemli konulardan bir tanesi bugün kozmolojinin en önemli problemlerinden biri haline gelen ve geçen süre içinde Hubble gerilimi (Hubble tension) adıyla anılmaya başlanan probleme bir çözüm bulmayı sağlamasıydı. Ne var ki JWST bu probleme çözüm getirmediği gibi kozmolojinin λ-CDM olarak adlandırılan standart modelini açıklama güçlüğü içinde bırakan bir dizi yeni problem ortaya çıkardı. Bu problemlerden en çok bilineni evrenin standart model için çok erken bir döneminde çok büyük ve masif galaksilerin ortaya çıkmış olmasıdır. Başka bir takım gözlemler λ-CDM’in alternatifi olan başka modellerde, örneğin Modifiye Edilmiş Newton Dinamiği (Modified Newtonian Dynamics: MOND) açıklanabildiği için bu problemlerin bir paradigma dönüşümünün başlangıcı olduğu düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında JWST tabii ki problem çıkarmamış, tersine kendisine harcanan para ve emeği hak ettiğini kanıtlamıştır.
Λ-CDM’den aceleci bir şekilde vazgeçmek istemeyen bilim insanları burada sözünü ettiğim problemlerin ilk başta göründükleri kadar dramatik olmayabileceğini, hatta bu problemlerden bazılarının sistematik hata gibi sanılandan daha basit açıklamaları olabileceği konusunda bizi uyarıyorlar. Bu uyarıları kulak ardı etmek için hiçbir neden yok. Bu dersin amacı, bu nedenle, tabii ki kimin haklı olduğunu bulmak değil, bilim felsefesi açısından “büyük resmi görmeye” başlamanın bilimsel ilerleme açısından ne anlama geldiğini bu örnek üzerinden ele almak olacak. JWST sözcüğün gerçek anlamıyla “büyük resmi görmeyi” sağladığına göre bilim felsefesinde kötümser tümevarım olarak bilinen görüş için önümüzdeki örnek bir teyit anlamına mı gelir? Dersin içeriği bu soru temelinde şekillenecek.

Okuma Önerileri
– Aaronson, Scott (2013), “Why Philosophers Should Care about Computational Complexity”, İçinde: Computability: Turing, Gödel, Church, and Beyond, ed. B. Jack Copeland, MIT Press, ss 261-328.
– Morrison, Margaret (2000), Unifying Scientific Theories, Cambridge University Press.
– Nagel, Ernest; Newman, James R. (2020): Gödel Kanıtlaması, çev. Bülent Gözkân, Alfa Yayınları.
– Reid, Constance (1970), Hilbert, Springer Verlag (İngilizce).
– Sen, Paul (2021), Einstein’s Fridge: How the Difference Between Hot and Cold Explains the Universe, Scribner.
– Smolin, Lee (2008), The Trouble with Physics: The Rise of String Theory

Bilimlerde Deney

Bilimsel deneyler fiziksel deneyler ve düşünce deneyleri olarak ikiye ayrılabilir. İlki dış dünyada, ikincisi ise düşüncede yürütülen deneylerdir. Bu derste her iki deney tipinin kendi içinde barındırdığı felsefi problemler irdelenecektir.

Okuma Önerileri
– Rom Harré – Büyük Bilimsel Deneyler – Say Yayınları
– George Johnson – Bilim Tarihindeki En Güzel 10 Deney – Mikado Yayınları
– James Robert Brown – The Laboratory of The Mind – Routledge

Bilimsel Modelleme

Bilimsel modelleme dış dünyanın idealize ve soyut bir temsilidir. Bohr atom modeli, çift sarmal DNA modeli ve van der Waals gaz modeli akla ilk gelebilecek bilimsel modellerdir. Bilim insanları modeller aracılığıyla ele aldıkları fenomeni açıklar ya da bu fenomenlere ilişkin öndeyide bulunurlar. Bu ders dış dünyanın idealize ve soyut temsili olan bilimsel modellerin, epistemik bakımından nasıl başarılı olduğunu konu edinmektedir.

Okuma Önerileri
– Michael Weisberg – Who is a Modeler? – The British Journal for the Philosophy of ScienceVolume 58, Number 2
– M. Efe Ateş – “Abstraction and Idealization: Mutually Exclusive or Not?”, The Reasoner, Vol. 15 No. 3
– Ronald N. Giere – How Models Are Used to Represent Reality – Philosophy of Science Vol. 71, No. 5

Bilim Felsefesinin Metodolojisi

Günümüz felsefecileri, bilime ilişkin ileri sürdükleri birçok iddiayı bilimsel-tarihsel bir vaka çalışması ile desteklemektedir. Son yıllarda bilim felsefesinin pratik odaklı oluşu, vaka çalışmalarına olan felsefi ilgiyi artırmış ve bu yaklaşımı bilim felsefesinin metodu haline getirmiştir. Bununla birlikte bilim tarihinden seçilen vaka çalışmalarının ne ölçüde güvenilir olduğu tartışma konusudur. Bu derste bilim felsefesinin vaka çalışması odaklı metodolojisi ele alınacaktır.

Okuma Önerileri
– Thomas Nickles – Philosophy of Science and History of Science – Osiris Volume 10, Number 1
– Daniel Steel , Chad Gonnerman & Michael O’Rourke – Scientists’ attitudes on science and values: Case studies and survey methods in philosophy of science – Studies in History and Philosophy of Science Part A, Volume 63.